Ertesi gün hapının yan etkileri nelerdir?

Ertesi Gün Hapı Nedir?

Ertesi gün hapı korunmasız cinsel ilişki sonrası acil kullanılan bir doğum kontrol metodudur. Ertesi gün hapları doğum kontrol yöntemleri kullanılmadan gerçekleşen cinsel ilişkilerden gebelik elde edilmesini engellemek için kullanılan ilaçlar olarak karşımıza çıkarlar.

Ertesi gün hapı konmasız cinsel ilişki sonrası yada kullanılan doğum kontrol yöntemi ile ilgili risk durumlarında gebe kalmamak için kullanılan bir haptır. Bir tür acil doğum kontrol yöntemidir ve o adet döngüsü içinde tek seferden fazla kullanılmaz. Etkili olabilmesi için riskli ilişkiyi takip eden ilk 72 saat içerisinde alınması gerekir.Ertesi gün hapları yüksek dozda pregesteron içerir ve bu nedenle düzenli kullanılabilecek bir doğum kontrol yöntemi değildir. Ayrıca var olan gebeliği sonlandırmazve kürtaj hapı değildir.

Ertesi Gün Hapı Nasıl Etki Eder?

Ertesi gün hapı rahimin iç tabakasını tahrip ederek olası bir gebeliğin bu alana yerleşmesini önleyerek gebelik oluşumunu engeller. Korunmasız cinsel ilişkiden sonra en geç 72 saat içinde alınmalıdır. Cinsel İlişkinin üzerinden 72 saatten fazla bir zaman geçtiğinde eğer döllenme olduysa yumurta rahme yerleşmiş olacağından herhangi bir şekilde önleyemeyecektir. Çünkü bu ilaçların en bilinen etkisi döllenmiş yada döllenmemiş bir yumurtanın rahme tutunmasına engel olmaktır.

Ertesi Gün Hapı Hamileliği Kesin Engeller Mi?

Ertesi gün hapının hamileliği engellemesi için 72 saatte, tercihen de ilk saatlerde alınmalıdır. Çalışmalar korunmasız cinsel ilişki sonrası alınan ertesi gün hapının ne kadar erken alınırsa etkisinin o kadar fazla olduğunu göstermektedir. Bu hapların koruyucu etkisi ilk  saatlerde alındığında %95 ‘lere kadar çıkmaktadır. Ancak süre uzadıkça gebeliği önleme oranı %70 ‘lere kadar inmektedir.

Ertesi Gün Hapının Yan Etkileri Nelerdir?

  • Bulantı ve kusma (% 40-50),
  • Adet düzensizliği,
  • Ara kanamalar,
  • Adet döneminde fazla uzamış kanama,
  • Memelerde hassasiyet,
  • Baş ağrısı ve baş dönmesi,
  • Halsizlik.

Doğum Kontrol Haplarının Yan Etkileri

Doğum kontrol yapları içerisinde bulunan östrojen ve pregesteron hormonları doğum kontrol haplarından çok daha yüksek düzeydeler ve tek seferde bu kadar hormonu vicuda almak sık kullanımlarda adet düzeninin bozulması, endometriumun yani rahim iç zarının incelmesi gibi istenmeyen sonuçlar doğurabilir.

Doğum kontrol haplarının dahi çok uzun süreli kullanımlarında bazı yan etkilerinin olduğu dikkate alınırsa çok daha fazla dozda ve tek seferde alınan hormon içeren ertesi gün haplarının metabolizma üzerinde olumsuz etkiler yaratacağı tartışılmazdır.

Hapların içindeki bu hormonlar ve onlardaki ani değişimler en sık bulantı kusma gibi yan etkilerle karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte sık kullanımlarda ilaç direnç geliştirmesi ve etkisinin giderek azalması da olası bir sonuç. Bazı kadınlarda mide bulantısının yanı sıra kusma, baş ağrısı, meme uçlarında hassasiyet, huzursuzluk hissi, baş dönmesi, duygu durum bozuklukları ve iştahsızlık gibi diğer yan etkiler de çıkabiliyor.

Ertesi Gün Hapının Yan Etkisi Ne Kadar Sürer?

Ertesi gün hapının kadı vücudunda yaratacağı yan etkileri şiddeti ve süresi kadın bünyesine göre farklılık göstermekle birlikte yan etkiler ilaç kullanımını takip eden ilk 3 gün boyunca devem edebilir.

Adet düzensizliği ise ertesi gün hapının alımından sonra 1-2 ay sürebilir.

Eşimde siğil var! Bana ve çocuklarıma bulaşır mı?

Öncelikle eşinizdeki siğil genital siğil midir onu netleştirmek gerekir. Cinsel yolla bulaşan en önemli ve tehlikeli olabilecek siğil tipi human papilloma virusun yaptığı kondiloma accuminatadır. Bu virüsün %90 civarında genital yolla bulaştığı kabul edilse de ortak kullanılan klozetlerden, banyo havlularından da bulaşabileceği bilinmektedir. Bu durumda çok düşük bir ihtimal olarak çocuklarınız, daha yüksek bir ihtimal olarak ta siz risk altındasınız diyebiliriz.

VAJİNİSMUS ERKEĞİNİN SUÇU

VAJİNİSMUS ERKEĞİNİN SUÇU

Vajinismus cinsel birleşme veya hehangi bir vajinal giriş sırasında istemsiz pelvik kasları kasarak buna engel olma durumudur. Vajinismus doğurganlık çağında kadınların %0.5-1 inde görülürken, bekaretin önemli olduğu , kızlık zarı tabu haline geldiği toplumlarda % 12 – 15 sıklıkta izlenir. Şimdiye kadar yapılan araştırmalar vajinismus kadını nasıl tanı alır ve nasıl tedavi edilir yönünde olmuştur. Cinsel birleşme sırasında ağrı hisseden kadına eş yanıtı ele alınmamıştır. Vajinismus erkeği vajinismus sürecini şiddetlendirdiği bilinmekte fakat bu yönde çok az çalışma yapılmıştır.

Vajinismus erkeği ne hisseder? Erkek cinsel birleşme sırasında duvara çarpıyormuş gibi hisseder. Cinsel birleşme sırasında reddedilen eş çaresizlik içindedir . bazen de sinirlidir. Erkekten gelen tepkiler kadında cinsel birleşmeden kaçınma veya ilişki sırasında daha da kasılmayı artırarak ağrı ve acıyı artırabilir..

Erkekte vajinal birleşmede tekrar eden başarısız girişimler çaresizliğe kapılmasıa sebep olur. Bazı erkeklerde birleşme öncesi kadını hazırlamakda yetersiz bilgi sahibidir. Bazıları çok kötümser bir şekilde bu hiç düzelmeyecek, ben cinsel birleşmede bulunamayacağım, bu evlilik sürmez gibi yaklaşırken, diğerleri aşırı iyimser olup olmasada olur ben eşimi seviyorum diyerek çözüm arayışında bulunmaz. En sık görülen belirti erkeğin çaresizlik hissetmesidir.. Vajinismus eşlerin bir kısmı eşlerini terk etmekle tehdit etmiş, bu da kadında vajinismus belirtisinin şiddetlenmesine, hayal kırıklığı, benlik saygısının kaybı, artan strese sebep olmuştur. Erkektede umutsuzluk artmış ve isteksizlik olmuştur. Vajinismus erkeği genelde çok duygusal olup eşlerine karşı çok hassasta olabilir, kadın cinsel anatomisi, kızlık zarı gibi bilgilerde yatersizdir. Eşin cinsellikle ilgili bilgisi arttıkça çaresizlik ve tedaviden kaçınmada daha az görülür.

Bu nedenle vajinismus hastası değerlendirirken mutlaka eş tedavi sürecine dahil edilmelidir. Tedavi sürecinde evlilik ilişkileri, cinsellikle ilgili bilgisi, cinsel fonksiyonları, vajinismus hastalığına bakışı ve kadına tepkisi ile ilgili ayrıntılı hikaye alınmalıdır. Erkeği vajinismus, kadın genital yapısı ve cinsellikle ilgili ön bilgilendirmek ve tedavi sürecine dahil etmek başarının kısa sürede gelmesini sağlar. Vajinismus çiftin ortak sorunu kabul edilmeli ve tedavi birlikte yürütülmelidir.

VAJİNİSMUS TEDAVİSİNDE YALNIZ DEĞİLSİNİZ!!!

VAJİNİSMUS TEDAVİSİNDE YALNIZ DEĞİLSİNİZ!!!

VAJİNİSMUSUN BAŞARILI YÖNETİMİ: EKLEKTİK YAKLAŞIM

Vajinismus, cinsel birleşme sırasında vajinanın dış üçte birlik kasında tekrarlayan ya da kalıcı istem dışı kasılmasıdır. Fiziksel sebepler dışlanmalıdır. Vajinismus primer ve sekonder vajinismus olarak sınıflandırılır. İnflamasyon, enfeksiyon, travma, nörolojik hastalıklar, inkontinans, anorektal problemler dışlanmalıdır.

Bu yazı, başarılı bir vajinismus tedavisini anlatır.

25 yaşındaki bir bayan kliniğe cinsel işlev bozukluğu nedeniyle başvurur. Cinsel ilişki sırasında vajinasında gerginlik ve ağrı tanımlar. Bu belirtiler evliliği izleyen üç ay boyunca olmuştur. Hasta düğünden 10 gün sonraya kadar penetratif cinsel ilişkiyi ertelemiştir. Her cinsel ilişki denemelerinde, hasta bacaklarını açmaz ve ağlar. Şiddetli kasılma ve ağrı şikayeti vardır. Çift sadece ön sevişme yapar. Hastaya jinekolog muayenesinden sonra birincil vajinismus tanısı koyulur ve genel anestezi altında himenektomi yapılır ancak herhangi bir düzelme olmaz. Altı hafta sonra çift bize başvurur. Başvurduğunda üzüntü, değersizlik, depresif duyguları hakimdir. Hastanın daha önceye ait depresyon hikayesi yoktur. Aile hikayesi de negatifdir. Utangaç ve hassas bir kişilik yapısı vardır. Cinsel istismar hikayesi yoktur. Dini kökenli bir aile yapısı vardır ve seks külterel normlara göre açıkça ele alınmamıştır. Ancak çevre aşırı sıkı ve kısıtlayıcı da değildir. Düzenli adet görüyordu. Fizik muayenede özellik yoktu. Jinekolojik muayeneye izin vermemişti. Hastanın mental muayenesi depresifti. Evlilik hakkında umutsuz fikir ve kaygıları vardı. Hastaya vajinismus ve depresyon tanısı koyuldu. Davranış terapisi önerildi. Hastaya üç seans cinsel terapi uygulandı. Seanslara eşiyle birlikte katıldı. Egzersizler kendisi ve eşi tarafından evde de yapıldı. Hastaya üreme anatomisi ve cinsel eylemin fizyolojisi anlatıldı. Hastanın cinsel organları hakkında rahat olması için aynayla cinsel bölgesine bakması istendi. Vajina girişini çevreleyen, pubococcygeal kas kontrolüne yardımcı, kegel egzersizleri öğretildi. Sonrasında parmak egzersizleri hem uzman tarafından hem de çift tarafında yapıldı. Ve üç seansın sonunda vajinal kayganlaştırıcılarla normal cinsel ilişki sağlandı. Bu hastamıza eklektik bir yaklaşım uygulandı. Hasta bilgilendirildi, parmak ve kegel egzersileri öğretildi. Davranış tedavisi yapıldı. Ve bu vajinismusun başarılı bir yönetimi için doğru bir yaklaşım olmuştur.

Vajinismus, Biliyor muydunuz?

Vajinismus, Biliyor muydunuz?

Vajinismus başka tıbbi sorunlara birlikte olabilir. Ve durumların neden olduğu geçici pelvik ağrı onu tetikleyebilir. Hem vajinismus hem de başka pelvik tıbbi durumun aynı anda var olduğu durumlarda, problemin tamamen çözülmesi için her iki sorunun da tedavi edilmesi gerekir. Diğer tıbbi sorunu ele almadan vajinismus çözmek zordur. Çünkü vajinismus öbür sorunun verdiği acıdan dolayı tetiklenmeye devam eder. Bunlara karşın vajinismusun her zaman belli bir nedeni olmayabilir. Iyi eğitim almış, kusursuz bir çocukluk geçirmiş, harika bir ilişkisi olan endişesiz bir hayat süren kadınlarda vajinismus için mantıklı bir sebep bulunamayabilir.
Vajinismus tedavi edilmezse daha da kötüleşir. Çünkü devam eden cinsel acı pelvik taban kas kasılmalarının süresini ve yoğunluğunu artırır.

Kızlık zarının operasyonla alınması ya da genel anestezi altında cinsel birleşme sağlanması gibi uygulamalar sorunu çözmez, kasılmaları ortadan kaldırmaz, hatta sorunun büyümesine neden olur.

Vajinismus halk arasıda evli bakireler ya da tamamalanmamış evlilik olarak adlandırılır. Ve tamamlanmamış evliliklerin en sık nedenlerinden biridir.

Vajinismus yüksek sosyoekonomik ve kültürel düzeye sahip kişilerde daha sık görülmektedir.

VAJİNİSMUSUN BEYİNDEKİ SİHRİ ÇÖZÜLDÜ!

VAJİNİSMUSUN BEYİNDEKİ SİHRİ ÇÖZÜLDÜ!

World J Psychiatry. 2016 Jun 22; 6(2): 221–225. dergisinde yayınlanan, Türk hekimlerin yaptığı bir çalışmaya göre vajinismus hastalarının beyindeki hipokampus ve amigdala hacimlerinde küçülme tespit edilmiş.

Çalışmanın ayrıtıları şöyle:
Pek çok yerde vajinismus cinsel fonksiyon bozukluğu olarak tanımlanır ama klinik tabloya baktığınız zaman onun kaygıyla ilişkili olduğu da görülür. Vajinismusun klinik tablosunda fobik durumlar da gözlenir. Anksiyetenin somatik bileşenleri vajinismus tablosuna eşlik eder. Fobik durumlar, anksiyete ve ilişkili klinik bulgular hipotalamus-hipofiz-adrenal aks ile ilişkilidir. Bu koşullar altında hipotalamik kortikotropin salıcı horman artar ve bu hormon, hipofiz bezinden adrenakortikotropin hormon(ACTH) salınımını yükseltir. ACTH düzeyindeki bu artış adrenal korteksten kortizol salınımına sebep olur ve bu hormonal değişiklikler otonomik sinir sistemiyle ilişkili olarak anksiyete bulgularını etkiler. Bu bağlamda, yayınlanmamış başka bir çalışmada vajinismus hastalarında ve kontrol grubunda, bozulmuş otonom sinir sistemiyle ilişkili EKG’leri incelenmiş. P ve QT dalgalarına bakılmış. Sağlıklı kişilerle karşılaştırıldığında vajinismus hastalarında P ve QT dalgalarında anormallikler saptanmıştır. Vajinismus hastaları kalp ritmi ile ilgili kalp hastalıklarına daha yatkındır. Bu EKG çalışması anksiyete, otonom sinir sistemi bozukluğu ve vajinismus arasındaki ilişkiye açıklar.
Beynin hipokampus ve amigdala alanları, duyguların düzenlenmesinde önemlidir. Hipokampus öğrenme ve sözel bellekle, amigdala duygusal ve sosyal davranışları belirleyen duygusal algıyla ilişkilidir.
Öte yandan hipokampal bölge ve anksiyete arasında önemli bir ilişki vardır. Her şeyden önce hipokampus glukokortikoidlerin geri bildirim alanıdır. Bu nedenle endojen glukokortikoid düzeylerine son derece hassastır ve stress modülasyonunu etkileyen önemli bir alandır.

Hipokampus ve amigdala anksiyete modülayonunda önemli bir bölge olmasına rağmen ilk kez bu çalışmada vajinismus ve sağlıklı kişilerdeki hipokampus ve amigdala hacimleri karşılaştırılmıştır. Çalışmaya katılan kişilere MRI çekilmiştir. Ve sonuç olarak vajinismus hastalarında hipokampus ve amigdala bölgelerinde yapısal bozukluklar saptanmıştır. Bu değişiklikler vajinismusun korku ile ilişkili bir durum olabileceği konusunda fikir vermektedir.

VAJİNİSMUSTA ASLA YAPMAMANIZ GEREKEN 5 ŞEY

VAJİNİSMUSTA ASLA YAPMAMANIZ GEREKEN 5 ŞEY

1. Ben bilmem eşim bilir demeyin, kontrolü elinize alın.
2. Kadın genital sistem anatomisini bilmeyen, doktor olmayan kişilerden yardım almayın.
3. Elinize vajinal dilatör veya her hangi bir ilaç tutuşturup ‘bunu kullan, bunlar seni tedavi eder’ diyen kişinin cinsel terapist olduğundan şüphe duyun.
4. Bitkilerle vajinismusu tedavi etmeye kalkmayın.
5. Vajinismus tedavisi için vajinal genişletme ameliyatı önerildiyse mutlaka bir başka uzmandan daha fikir almadan ameliyat olmayın.

VAJİNİSMUS KALP HASTALIĞI RİSKİNİ ARTIRIR MI?

VAJİNİSMUS KALP HASTALIĞI RİSKİNİ ARTIRIR MI?

Vajinismus hastalarındaki pekçok davranış ve yaşam tarzı faktörlerinin kalp hastalığı riskini artırdığına dair düşünceler giderek artmaktadır. Vajinismustan muzdarip insanların yaşadığı stress otonom sinir sistemi ve hipotalamus-hipofiz-adrenal aks üzerinde bozukluğa neden oluyor. Bu sırayla hipertansiyon, sol ventrikül hipertrofisi, trombosit aktivasyonu, ventrikül aritmi riskini yükselir.

Stress ve kalp hastalığının bağlantılı olduğu bilinmektedir ve pek çok bilimsel çalışmada da gösterilmiştir. Terör saldırıları, doğal afetler, futbol maçları vb. akut kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. Zihinsel stress, vajinismustan muzdarip hastaların bilişsel belirtilerinden biridir. Kardiak rahatsızlığı olmayan kişilerde laboratuvar ortamlarında yapılan zihinsel stresin sempatik sistemi aktive ettiği gösterilmiştir. Kardiak sempatik sinirler mental stresler tarafından aktive olabilir. Kardiak sempatik liflerin active olması ventriküler aritmi, kalp krizi, ani ölüm riskini artırır. Hipertansiyon kalp hastalığı için risk faktörüdür. Ve primer hipertansiyon mental stres tarafından tetiklenir. Yayınlanmamış başka bir çalışmada vajinismus hastalarında ve kontrol grubunda, bozulmuş otonom sinir sistemiyle ilişkili EKG’leri incelenmiş. P ve QT dalgalarına bakılmış. Sağlıklı kişilerle karşılaştırıldığında vajinismus hastalarında P ve QT dalgalarında anormallikler saptanmıştır. Bu EKG çalışması anksiyete, otonom sinir sistemi bozukluğu ve vajinismus arasındaki ilişkiye açıklar.

Vajinismusta hipotalamu-hipofiz-adrenal aks strese bağlı aktive olur. Ve kandaki stress hormonu kortizon seviyesi yükselir. Artmış kortizon seviyesi glukoz intoleransı, hiperlipidemi gibi metabolik sendrom riskini artırır. Bu metabolik sendrom sadece kalp hastalığı için risk faktörü yaratmaz aynı zaman otonom sinir sistemini de aktive eder. Başarısız her tedavi girişimi hastanın stres ve korkusunun katlanarak artmasına ve bununla ilişkili olarak hormonal aksta bozulma dolayısıyla yukarıda bahsedilen kardiak hastalıklar için zemin hazırlamaktadır.

VAJİNİSMUSTA PSİKOLOJİK DEĞERLENDİRME NASIL OLMALIDIR?

VAJİNİSMUSTA PSİKOLOJİK DEĞERLENDİRME NASIL OLMALIDIR?

Seksüel güçlüklerin değerlendirilmesi herhangi bir medikal değerlendirmede olduğu gibi ayrıntılı hikaye alma ve fizik muayeneye dayanır.

Cinsellik değerlendirilirken psikolojik, sosyal, kültürel ve çiftlerle olan ilişkileri de içeren bir çok konu inclenmelidir. Cinsel hikaye, hastaların başlıca yakınmalarını tanımlamalarına izin verecek bir teknikle alınmalıdır. Cinsel hikaye alma, hastanın hayata genel bakışını, ilişkilerinin kalitesini, inanç değerlerini, psikolojik uyum ve sağlıklı olmayı sürdürme tavırlarını anlamak için doktora çok değerli bilgiler verir. Hastaya onun değer ve tercihlerine saygı göstererek önyargısız yaklaşım gereklidir. Önyargısız yaklaşım rahat bir ortamı sürdürmeyi sağlar, hastayı teşvik etmek için gereklidir. Görüşmeyi yapan kişinin dili ne çok teknik ne de gereğinden fazla gündelik olmalıdır. Pratikte pek çok hasta seksüel meseleler hakkında endişe ve gerginlik gösterirler. Görüşmeyi yapan kişinin kullandığı dil seksüel meselelerin rahatlıkla tartışılabilmesine yardımcı olur. Daha zor konular karşılıklı güven ve açık kalplilik daha iyi kurulduğu zaman konuşulmak üzere sonraya bırakılabilir. Hastayı seksüel tedaviye almadan önce çiftin bu tedaviye hazır olduklarını, aralarındaki ilişkinin sağlam olduğunu veya aralarındaki ilişkiyi tartışma ve problemeleri çözmeye hazır olup olmadıklarını bilmek gerekir.

VAJİNİSMUS TEDAVİSİNDE EN YENİ YAKLAŞIM

VAJİNİSMUS TEDAVİSİNDE EN YENİ YAKLAŞIM

Son yıllarda nöralterapi, vajinismus tedavinde yeni bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Nöralterapi, lokal anestezik madde kullanarak bozulmuş olan beden fonksiyonlarının yeniden normale döndürülmesi esasına dayanır. Nöralterapi bu regülasyonu, otonom sinir sistemini uyararak yapar. Nöralterapinin etki mekanizmasını tam olarak anlayabilmek için otonom sinir sisteminin görevini anlamak önemlidir. Sinir sisteminin vücudun iç organlarla ilgili görevleri denetleyen kısmına otonom sinir sistemi denir. Bu sistem kan basıncı, sindirim sisteminin motilitesini, terleme, vücut sıcaklığı, üreme, boşaltım gibi birçok fonksiyonu denetler. Otonom sinir sisteminin en önemli özelliklerinden biri iç organlarla ilgili işlevlerini hızlı ve güçlü bir şekilde değiştirebilir. Mesala 5-6 saniye gibi kısa bir süre içinde kalp atım hızını iki katına çıkarabilir. Veya bayılmaya neden olacak kadar kan basıncını düşürebilir. Nöralterapi tek başına veya mevcut terapi metotları ile birlikte kullanılabilen bütünsel odaklı regülayon terapi formudur. Vücut üzerindeki belli noktalara lokal anesteziklerle bir uyarı gönderilir ve bu uyarıya vücut tarafından bir yanıt verilir. Nöralterapinin lokal etkilerinin yanı sıra sinirsel, hormonal, hücresel ve psişik düzenleme sistemleri ile etki ettiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Vajinismus, vajinayı çevreleyen pelvik taban kaslarının istemsiz kasılması sonucu vajinal penetrasyon sırasında hastanın rahatsızlık, ağrı, acı hissetmesi ya da vajinal penetrasyona hiç izin vermemesidir. Çoğu zaman anksiyetenin somatik bileşenleri, fobik durumlar, panik atak belirtileri vajinismusa eşlik eder. Bu psikolojik bulgular hipotalamus-hipofiz-adrenal aks ile ilişkilidir. Bu koşullar altında hipotalamik kortikotropin salıcı horman artar ve bu hormon, hipofiz bezinden adrenakortikotropin hormon(ACTH) salınımını yükseltir. ACTH düzeyindeki bu artış adrenal korteksten kortizol salınımına sebep olur ve bu hormonal değişiklikler otonomik sinir sistemiyle ilişkili olarak anksiyete bulgularını etkiler. Dolayısıyla vajinismus tedavisinde bu hormonal aksın tedavisi önemlidir. Jinekolojik alan değerlendirilerek, pelvik taban kaslarının gevşemesine yardımcı olacak segmental noktaların enjeksiyonu da tedaviye dahil edilmelidir.